• Gökhan ÇOLAK

Türklerin yeme - içme alışkanlıkları...

En son güncellendiği tarih: 16 Oca 2018



Türklerin yeme içme alışkanlıklarını incelenecek olursa eğer, öncelikle Türklerin tarih boyunca nasıl beslendiğine bir göz atmak gerekir. Tarih boyunca toplum yapısında birçok kez değişikliğe uğrayan Türklerin bununla birlikte mutfaklarında da değişime, doğal ya da zorunlu olarak, gidildiği görülmektedir.



Bilindiği gibi, Türkler köken olarak tarihe göçebe bir toplum olarak girmişlerdir. Göçebe Türkler, toplumsal yaşamda yaygın olan tarım ürünleri ve bitkisel yiyeceklerin aksine, avcılık alanında gelişmeleri sayesinde et odaklı bir yeme alışkanlığını benimsemiştir. Koyun, keçi, sığır, kuzu, tavuk eti en çok yenen etler arasında olmuştur. Bunlara ek olarak pastırma ve sucuk da göçebeliğin gereği olarak yaratılmış Türk yiyecekleridir. Çünkü bu yiyeceklerin uzun ömürlü ve saklanabilir oluşu göçebelik yaşamına oldukça uygundur. Yine günümüzdeki “Türklerin kebap kültürü” göçebeliğin Türklere kazandırdığı bir başka yeme alışkanlığıdır.


Yerleşik yaşama geçilmesinden sonra hayvancılığın yanında özellikle tarıma verilen önemle birlikte, Türklerin yeme alışkanlıklarında da değişiklikler gerçekleşmiştir. Tüketilen etin yanında meyve ve sebzeler de sofralardaki yerinin almış, yiyecek çeşitliliği artmıştır. Bununla beraber, göçebe yaşamın getirdiği alışkanlıklardan biri olan “kışa hazırlanma” sadece et değil, tarımsal ürünler için de bir şart haline gelmiştir. Bu sayede, Türklerin taze sebze ve meyveleri kurutarak konserve tekniğini de yüzyıllar boyu kullandığını söylemek mümkündür. Tarımsal yapıya geçişin getirmiş olduğu bu alışkanlıkların yanında salça ve turşu hazırlama da komşular arasında yardımlaşmalara, beceri kazandırmaya ve boş zaman değerlendirilmeye vesile olmuştur.


Kullandığımız bir başka gıda olan zeytinyağı da Anadolu’dan gelmektedir. Osmanlılardan önce Hititlerin de kullandığı zeytinyağı, gıda haricinde dini törenlerde kullanılmış, zeytin de şarap yapımında kullanılan üzümün yanında kutsal sayılmıştır.



Türklere has bir diğer gıda da yoğurttur. Bir Türk buluşu olan yoğurt, günümüzde aynı isimle dünyaya yayılmıştır. Yine göçebeliğin bir ürünü olan yoğurdun su ile karıştırılarak elde edilen ayran da Türklere ait yerli içeceklerden biri olmuştur.


Tatlılara bakılacak olursa, Türk tatlıları bölgeden bölgeye göre değişmekle beraber oldukça yaygın ve çeşitlidir. Uzun zamandan beri gelenek haline gelmiş pekmez, kahvaltı masalarına konan, ayrıca tatlı olarak da tüketilen bir gıdadır. Türk topraklarında yöresel tarımsal kaynaklarının Türk kültürüyle buluşmasından doğan kabak tatlısı, un ve irmik helvaları, baklava, lokma, kadayıf, künefe gibi hamurlu tatlılar ve adıyla ünlenen Türk lokumu da çağlardan beri süregelmiş Türk geleneklerinin eserlerindendir.


İçeceklere bakıldığında, suyun önemine Türk tarihinin her döneminde değinilmiş olup, yol kenarlarına yaygın biçimde yapılan su çeşmeleri de bu durumu kanıtlamaktadır. Türk içeceklerinin baş tacı olarak kabul edilen ve yöreye göre içiş bakımından çeşitlilik gösteren Türk çayı ve yapılış açısından farklılığıyla ünlü olan Türk kahvesi, günümüzde dünya çapında adından bahsettirmektedir. Çay ve kahvenin haricinde yine uzun yıllardan beri üretilen ve yaygın olarak tüketilen limonata, şerbet, boza, salep; elma, vişne, kayısı, şeftali gibi meyvelerden yapılan kompostolar da Türk içecekleri arasındadır.


Kımız, eski Türklerin içkisi olup, kısrak sütünden yapılmakta ve dünya üzerinde de sadece Türkler tarafından üretilmiş bir içki olarak bilinmektedir. Göktürklerin buğday ve darıdan yapılan “Begni” ve darıdan yapılan şarapla kımızın karıştırılmasıyla üretilen “Tarasun” da bilinen eski içkilerindendir. Bir Osmanlı içkisi olan rakı ve tarihin bilinen ilk içkilerinden olan şarap da geleneksel Türk içkilerindendir. Türklere göre içki içmenin bir adabı vardır ve içki içerken de içki sofrasının özenli ve zengin olmasında dikkat edilmiştir. Bu sebeple meze kültürü oluşmuş, meze olarak kullanılan çeşitli baharatlar, kavun, karpuz, peynir, ızgara ve zeytinyağlı yiyecekler ile kuruyemişler sofralara konulmuş ve meze kültürü günümüze kadar gelerek bugünkü şeklini almıştır. Ayrıca, zengin içki kültürüyle beraber masa keyfi kavramı oluşmuş, içki içilirken sohbetler edilmiş, müzik çalınmış ve şarkılar söylemiş; meyhane kültürü de Türklerin içki zevkleri arasında yerini almıştır.

7 görüntüleme

ABONELİK

  • Instagram Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge